• Basın bülteni

Obezite: İnsanlar ve Hayvanlar İçin Ortak ve Küresel bir Sağlık Sorunu

5 Mart 2020, İSTANBUL – Dünya Sağlık Örgütü, dünya nüfusunun yüzde 13’den fazlasının aşırı kiloya sahip olduğunu ve obezite oranlarının 1975'ten beri neredeyse üç katına çıktığını belirtiyor. Benzer şekilde, bugün dünyadaki kedi ve köpeklerin yüzde 40'dan fazlasının aşırı kilolu olduğu ve son on yılda kedi ve köpeklerde görülen obezite artış hızının yüzde 165 dolaylarında olduğu biliniyor. Birbiri ile örtüşen bu veriler bir tesadüften ibaret değil; çünkü hayvan sahiplerinin yaşam tarzı, yeme ve davranış alışkanlıkları, evcil hayvanlarının sağlık ve yaşam kalitesi üzerinde doğrudan bir etki oluşturuyor. İnsanların geleceğini tehdit eden obezite, bugün veteriner hekimler tarafından küresel düzeyde bir numaralı hayvan hastalığı olarak da nitelendiriliyor. Tek sağlık konsepti altında değerlendirildiğinde, obezite, bugün ortak küresel bir sağlık sorunu olarak görülüyor.

Bir evcil hayvanın refah içerisinde yaşayabilmesi için zorlanmadan koşabilmesi ve hareket halinde olabilmesi oldukça önemli. Oysa kilolu bir vücut yapısına sahip kedi ve köpeklerin, zaman içerisinde hız, çeviklik ve hareketliliği azalıyor. Aşırı kilo, hem insanların hem de hayvanların yaşam kalitelerini olumsuz yönde etkileyerek, obezite kaynaklı sağlık sorunlarını beraberinde getiriyor ve ömürlerini kısaltabiliyor. Ayrıca her iki grup için de diyabet, solunum problemleri ve eklem rahatsızlıkları gibi uzun vadeli sağlık sorunları açısından büyük risklere neden oluyor. Son araştırmalar, aşırı kilolu köpeklerin, normal kilolu köpeklerden 2,5 yıla kadar daha kısa bir ortalama ömre sahip olduğunu gösteriyor. Aşırı kilo, insan ömrünü ise, 10 yıla kadar kısaltabiliyor.

 

Evcil hayvanlar, sahiplerinin alışkanlıklarından etkileniyor; insanların aşırı kilolu olması, hayvanların obeziteye yatkınlığını artırıyor

Küresel araştırma bulgularına göre, son on yıl içinde kedilerin yüzde 169’unda, köpeklerin ise yüzde 158’inde aşırı kilo veya obezite kaynaklı sağlık sorunları yaşanıyor. 18 aydan küçük yavru köpeklerin ise yüzde 37’si aşırı kiloya sahip.  Kedi ve köpeklerde aşırı kilo olgusu ile artan oranda karşılaşmamızın en önemli nedeni olarak, hayvanlarda kilo kontrolünün önemi hakkında yeterli düzeyde farkındalığımızın oluşmaması gösteriliyor. Hayvan sahiplerinin gün içerisinde evcil hayvanlarının acıkmasını önlemek için mama kaplarını sürekli dolu tutmaları, sevgilerini yemek vererek gösterme veya ifade etme şekilleri, hayvanların yalvarma davranışlarının ardındaki temel isteklerini yemek istemek ile özdeşleştirme içgüdüsü, hayvanların ihtiyacından fazla ve düzensiz beslenmesini beraberinde getiriyor. Bu denkleme, hayvanların temel ihtiyacı olan egzersizin yetersiz biçimde ele alınması de eklenince, aşırı kilo veya obezite kaçınılmaz bir sonuç oluyor. 

Bir diğer yandan, evcil hayvanlar, sahiplerinin yeme alışkanlıklarını öğreniyor ve bunlara uyum sağlıyor. Özellikle köpekler, sahipleriyle birlikte yemek hazırlama süreçlerine dahil ediliyor ve yemek saatlerinde mutfakta veya yemek masasının civarında bulunduruluyor. İhtiyaçlarına uygun tam ve dengeli beslenme sağlanmaması ve insan yemeklerinin sofralardan hayvanlara sunulması, obezite riskinin artmasında en önemli faktörler arasında gösteriliyor. 2017 yılında Amerika merkezli Hayvanlarda Obeziteyi Önleme Derneği (APOP) tarafından yapılan bilimsel araştırma ise, aşırı kilolu bireylerin köpeklerinin de benzer şekilde aşırı kilolu veya obez olduğunu ortaya koyuyor.

 

Her bir kedi ve köpeğin, beslenme ihtiyacı farklı

Bilimsel araştırmalar, farklı ırk, genetik özellikler, yaşam koşulları, farklı boyutlar gibi eksenlerde değerlendirildiğinde her bir kedi ve köpeğin fizyolojik olarak ihtiyaç duyduğu beslenmenin farklı olması gerektiğini belirtiyor. İhtiyaca uygun gerçekleştirilmeyen beslenme ise, hayvanlarda obezite kaynaklı sağlıklı sorunlarını ayrıca beraberinde getirebiliyor. 

Bu kapsamda farkındalık oluşturmak amacıyla Royal Canin Türkiye ‘Benzer ama Aynı Değil’ kampanyasını yürütüyor. Tür veya dış görünüş olarak birbirine benzetilebilen ancak fiziksel özellikleri ve beslenme ihtiyaçları bakımından birbirinden oldukça farklı olan kedi ve köpekler kampanyanın ana yüzünü oluşturuyor.  Sıklıkla karıştırılabilen Labrador Retriever ve Golden Retriever ırkları arasındaki farklar, birer örnek olarak sunuluyor. Örneğin Cambridge Üniversitesi’nin 2016 yılında gerçekleştirdiği araştırma bulgularına göre, ırk yapıları ve genetik özellikleri bakımından eşsiz olan Labrador Retriever’ların, kilo almaya diğer köpeklere kıyasla çok daha yatkın oldukları belirtiliyor ve beslenme ihtiyaçlarının bu kapsamda değerlendirilmesi gerektiğinin altı çiziliyor.

Inline Image 1

Hayvan sahiplerinin yarısından fazlası, kedi ve köpeklerde kilo kontrolüne yeterince önem vermiyor

Banfield Hayvan Hastanesi’nin araştırma bulgularına göre, hayvan sahiplerinin yüzde 44 ila 72'si, hayvanlarının kilo durumlarını ‘hafife’ alıyor ve aşırı kiloyu normalleştirme eğilimi içinde bulunuyor. Oysa, hayvanların veteriner hekim eşliğinde düzenli olarak sağlıklı kilo kontrolünü sağlamaya yönelik önleyici adımlar atması gerekiyor.

Kedi ve köpeklerde sağlıklı kilo yönetimi için öneriler:

  • Evcil hayvanınızı düzenli sağlık kontrollerinden geçirin ve klinik ziyaretlerinizde mutlaka kilo kontrol ve takibini hekiminiz eşliğinde gerçekleştirin.
  • Kedi veya köpeğinizin ırkı, yaşam evresi ve sağlık durumunu göz önünde bulundurarak, onun ihtiyacına uygun tam ve dengeli bir mama kullanın.
  • Evcil hayvanınızı aşırı veya düzensiz beslemeyin. Mama paketi arkasında yer alan beslenme rehberini takip ederek, ihtiyacına yönelik mama verin, ölçü kabı kullanın veya verdiğiniz beslenme porsiyonlarını tartın.
  • Ödül mamaları gibi ekstra yiyecekleri sağlıklı bir düzeye indirin. Verdiğiniz ödül mamalarının günlük kalori alımının yüzde 10'unu geçmemesine dikkat edin.
  • Evcil hayvanınız ile düzenli olarak egzersiz yapın. İhtiyaç duyulan egzersiz miktarı ve türü çeşitli faktörlere bağlıdır, örneğin bir köpek mi yoksa kedi mi olduğu kadar ırkı, boyutu, yaşı ve sağlık durumu da oldukça önemlidir.

 

Royal Canin Hakkında:

ROYAL CANIN® markasının sahibi olan Royal Canin Şirketi, Mars Petcare’e bağlı bir şirket olup kedi ve köpeklerin sağlıklı beslenmesinde dünya çapında lider bir markadır. 1968 yılında veteriner hekim Jean Cathary tarafından kurulduğu günden bu yana, kedi ve köpeklere yönelik sağlıklı beslenme çözümleri sunmakta ve onların hayat kalitesini artırmak için tüm dünyada beslenme uzmanları, hayvan profesyonelleri ve veteriner hekimler ile ortaklıklar geliştirerek çalışmalar yürütmektedir. Bugün  85,000’in üzerinde çalışanı ile 110’dan fazla ülkede faaliyet göstermekte ve kedi ve köpeklerin eşsiz özellik ve ihtiyaçlarını tüm çalışmalarının merkezine koymaktadır.